CAMDAN KALP
Sevdiklerimiz ve onların bedelini bizim ödediğimiz hataları, herkesin kendine pay çıkracağı bu cümlenin ifade etmek istediği tek şey yazıya konu olan kırılmak ifadesi... Yani sevdiklerimiz bir hata yapar bizi kırar olur ve biter gerisi sana kalır yapılan şey karşısında affedip affetmemeyi düşünmek, karşı tarafta bir umut affedilme çabası görmeyi beklemek gelmeyen ilgi ve bu ilgisizliğin daha çok kırması gibi gibi
gibi...
gibi...
Gönül dediğin camdan mıdır bilinmez ama kırılmak için hep uygun ve hep hazırdır körolası, hele de göz bebeğin en sevdiğin kırmışsa camdan kalbini her parça döner döner yeniden saplanır yüreğe ne tarifi vardır o anın ne acının ilacı.Çünkü bazen ya kıran telafiye uğraşmaz yada uğraşsa da yürek iflah olmaz. Hasssatır ya olan olmuştur bir kere...
Her zaman her duygu her yazıda uzun uzun anlatılmaz bazen bir elime bile yara biriliği olan tüm insanlık için aynı şeyi ifade eder sayfalarca ya da satırlaca yazsıdansa.. Benden de bu kısa yazı kırılmışlara onlar çoktan anladı bile, kıranlarında anlaması dileğiyle..
Peki ya hep en sevdiklerimiz mi kırar kalbimizi yoksa onlar en sevdiklerimiz olduğu için mi bu denli kırılır kalbimiz?
30 Mart 2014 Pazar
GAZETECİ VE YAZARLARDAN HÜKÜMETE MEKTUP
Aralarında Orhan Pamuk, Günter Grass, Elif Şafak, Salman Rüşdi, Sergio Ramírez, Can Dündar ve Perihan Mağden gibi yazar ve gazetecilerinde bulunduğu bir grup hükümete bu mektubu gönderdiler:
''Geriletici bir hamle olan, yeni internet yasasısının yürürlülüğe girmesiyle Twitter ve YouTube’ın tamamiyle kapatılması, iletişim özgürlüğüne karşı yapılan kabul edilemez bir saldırıdır. Türkiye ’nin, 36 milyondan fazla kullanıcı ileAvrupa ’nın en genç internet kullanıcı kitlesini oluşturuyor olması gurur vericidir. Bu da Türkiye’yi, İslam dünyasında, küresel olarak interneti en çok kullanan ülkelerden biri haline getirmektedir. Farklı kitleleri birbirine bağlayarak, düşüncelerini ifade özgürlüğü sağlayan internet, demokrasiyi destekleyen ve güçlendiren faydalı bir iletişim ağıdır.Türkiye batının demokratik değerlerini laiklik ve İslam kültürü ile bir araya getiren bir ülkedir. Etrafı düşmanlarla sarılı değildir. İzole olmuş bir ülke değildir. Uluslararası toplumun parçasıdır. Türkiye’nin liderlerinden ricamız şudur ki demokrasinin temel taşlarından ifade özgürlüğü konusunda geri adım atmamak, tersine yükümlülüklerini tanıyarak, uluslararası anlaşmalar ışığında Twitter ve YouTube’ın acilen erişime yeniden açılmasıdır''
''Geriletici bir hamle olan, yeni internet yasasısının yürürlülüğe girmesiyle Twitter ve YouTube’ın tamamiyle kapatılması, iletişim özgürlüğüne karşı yapılan kabul edilemez bir saldırıdır. Türkiye ’nin, 36 milyondan fazla kullanıcı ileAvrupa ’nın en genç internet kullanıcı kitlesini oluşturuyor olması gurur vericidir. Bu da Türkiye’yi, İslam dünyasında, küresel olarak interneti en çok kullanan ülkelerden biri haline getirmektedir. Farklı kitleleri birbirine bağlayarak, düşüncelerini ifade özgürlüğü sağlayan internet, demokrasiyi destekleyen ve güçlendiren faydalı bir iletişim ağıdır.Türkiye batının demokratik değerlerini laiklik ve İslam kültürü ile bir araya getiren bir ülkedir. Etrafı düşmanlarla sarılı değildir. İzole olmuş bir ülke değildir. Uluslararası toplumun parçasıdır. Türkiye’nin liderlerinden ricamız şudur ki demokrasinin temel taşlarından ifade özgürlüğü konusunda geri adım atmamak, tersine yükümlülüklerini tanıyarak, uluslararası anlaşmalar ışığında Twitter ve YouTube’ın acilen erişime yeniden açılmasıdır''
28 Mart 2014 Cuma
ELİF ŞAFAK VE SON KİTABI
Elif Şafak, kalemin kalemlikte çıkıp üretim fabrikasına dönüştüğü, yazının sıkıcılıktan çıkıp seni çocuk gibi
alıp roman diyarına götüren ellere, düşünce yapısına, kurgu bilgisine sahip insan, kadın, yazar.
Beni yakından tanıyanlar onu çok abartığımı o kadar da iyi bir yazar olmadığını, söylüyorlar ama yanılıyorlar çünkü onlar önyargılı, önyargılarıda şu ''Milyonlarca kişi tarafında okunan popüler bir yazar ve bu popülerliğini korumaya yönelik yazıyor.'' sorsan kaçta kitabını okudun, okuduysan nerde hata gördün neyi yanlış yapıyor dersen birşey bulamaz.Bizim milletin özelliğidir zaten bilmeden, okumadan eleştirmek hatta kör testere ile kırıp dökmek.
Elif Şafak'ın son kitabı Ustam ve Ben, okuyan bilir Şafak kitapta Mimar Sinan, çıraklarını ve baş karakterlerden olan fili (Çota) anlatıyor. Okumaya başlamadan önce kitabı araştırdım ve konusunun Mimar Sinan olduğunu biliyordum ama kitabı okumaya başladığımda Mimar Sinan'dan çok Çota var. Ama kitabın sonuna geldiğimde Şafak'tan ''yazardan not'' diye bir sayfalık not var o notu okuyunca anladım neden Mimar Sinan arka planda ve bir kez daha saygı ve hayranlık duygum Elif Şafak'a.
"İstanbul dediğin unutkanlıklar şehri. Orada her şey suya yazılmış. Ustamın eserleri hariç, onunkiler taşa kazınmış.''
alıp roman diyarına götüren ellere, düşünce yapısına, kurgu bilgisine sahip insan, kadın, yazar.
Beni yakından tanıyanlar onu çok abartığımı o kadar da iyi bir yazar olmadığını, söylüyorlar ama yanılıyorlar çünkü onlar önyargılı, önyargılarıda şu ''Milyonlarca kişi tarafında okunan popüler bir yazar ve bu popülerliğini korumaya yönelik yazıyor.'' sorsan kaçta kitabını okudun, okuduysan nerde hata gördün neyi yanlış yapıyor dersen birşey bulamaz.Bizim milletin özelliğidir zaten bilmeden, okumadan eleştirmek hatta kör testere ile kırıp dökmek.
Elif Şafak'ın son kitabı Ustam ve Ben, okuyan bilir Şafak kitapta Mimar Sinan, çıraklarını ve baş karakterlerden olan fili (Çota) anlatıyor. Okumaya başlamadan önce kitabı araştırdım ve konusunun Mimar Sinan olduğunu biliyordum ama kitabı okumaya başladığımda Mimar Sinan'dan çok Çota var. Ama kitabın sonuna geldiğimde Şafak'tan ''yazardan not'' diye bir sayfalık not var o notu okuyunca anladım neden Mimar Sinan arka planda ve bir kez daha saygı ve hayranlık duygum Elif Şafak'a.
"İstanbul dediğin unutkanlıklar şehri. Orada her şey suya yazılmış. Ustamın eserleri hariç, onunkiler taşa kazınmış.''
26 Mart 2014 Çarşamba
ÇOCUK GELİN GERÇEĞİ
ONLARA BUNU YAPANLAR BİZE NE YAPMAZ!!!
KARAR SİZİN DİNLEYİN İZLEYİN ÖĞRENİN ÖĞRETİN
BU DRAMIN ÖNÜNE GEÇELİM LÜTFEN DUYARLI OLALIM,
ÇOCUK GELİNLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM ÇOCUK OLMADAN EŞ OLMALARINA, BEBEKLERİNE DOYMADAN ANNE OLMALARINA VE DAHA BİR ÇİCEKKEN KOPARILMALARINA İZİN VERMEYELİM! UMUTLARINI YARINLARINI ÇALMAYALIM!
24 Mart 2014 Pazartesi
23 Mart 2014 Pazar
A.Ş.K
Aşk O'nun için hep dünyanın en güzel duygusuydu şimdilerde hayatımın erkeği dediği adamla karşılaştığı ilk anın zamanını o da tam olarak kestiremiyordu çünkü o gün bugünden bihaberdi.
Bir gün tam herşeyden vazgeçip karşıdan karşıya geçerken yaşlı yorgun ve durgun bir göl olmaya karar verdikten tam da birkaç saat sonra girmişti hayatına. Mucizeler kadar güzel aşkın başlangıcıda sürprizlerle doluydu.
Bir gün tam herşeyden vazgeçip karşıdan karşıya geçerken yaşlı yorgun ve durgun bir göl olmaya karar verdikten tam da birkaç saat sonra girmişti hayatına. Mucizeler kadar güzel aşkın başlangıcıda sürprizlerle doluydu.
Elif Şafak'ın aşk romanında da dediği gibi bir nehre bir taş düşerse etkisi fark edilmez nehir zaten akar çoşar ama bir göle düştü mü aynı taş taa dibe inene kadar birbiri ardına bir sürü daireler oluşur ve durgun göl o sukünetini kaybeder ve hiçbirşey bir daha eskisi gibi olmaz. Çünkü bir süre sonra dibe çöken taşın dalgaları kaybolsa da taşın varlığı gölün bünyesinde hissedilirdir. Ama o kız bu iki ihtimalinde dışındaydı. O'nun kocaman yüreğinin yarısı nehir diğer yarısı göldü ve bu inanılmaz bir çelişki dayanılmaz bir sancıyıdı. Onun taşı gelip tam da ikisinin sınırına düştü bir yarısı nehirde hissedilir hissedilmez diğer yarısı gölde..
Zaman öyle bir aktı nehir öyle bir çoşup taştı ki durgun gölün tam ortasına attı taşı sonrasında nehir nehir olduğundan utandı da gölün içinden bir nehir çıktı, aktı, çoştu, esti gürledi bazen de yıktı geçti ve yürek o yıkımı, o uzaklığı, o yabancılığı ve gitmeye yakın ayak seslerini duyuduğu anlarda kapıyı öyle sıkı sıkı kapattı ki değil o fırtınanın O'nu kasıp kavurması harman edip savurmasını göze almak dışarda kopan kıyametten bir nebze bile soğuk almak istemedi içeri, hissetmek istemedi çünkü soğuğa karşı hazırlıklı da değildi dayanıklıda. Ama durgun olduklarında sakin huzurlu hallerinde öyle ılık ılık akıp hiç kimsenin bilmediği diyarlarda kavuşup buluştular ki benim kelimelerim anlatmaktan ve ifade etmekten aciz kaldı hissedilenleri.
Hayatnızda bu denli çok sevip sevilebileceğiniz ve kimsenin bilmediği diyarlarda da olsa huzurla kavuşabileceğiniz bir aşkla yaşayıp yaşlanmanız dileğiyle...
Zaman öyle bir aktı nehir öyle bir çoşup taştı ki durgun gölün tam ortasına attı taşı sonrasında nehir nehir olduğundan utandı da gölün içinden bir nehir çıktı, aktı, çoştu, esti gürledi bazen de yıktı geçti ve yürek o yıkımı, o uzaklığı, o yabancılığı ve gitmeye yakın ayak seslerini duyuduğu anlarda kapıyı öyle sıkı sıkı kapattı ki değil o fırtınanın O'nu kasıp kavurması harman edip savurmasını göze almak dışarda kopan kıyametten bir nebze bile soğuk almak istemedi içeri, hissetmek istemedi çünkü soğuğa karşı hazırlıklı da değildi dayanıklıda. Ama durgun olduklarında sakin huzurlu hallerinde öyle ılık ılık akıp hiç kimsenin bilmediği diyarlarda kavuşup buluştular ki benim kelimelerim anlatmaktan ve ifade etmekten aciz kaldı hissedilenleri.
Hayatnızda bu denli çok sevip sevilebileceğiniz ve kimsenin bilmediği diyarlarda da olsa huzurla kavuşabileceğiniz bir aşkla yaşayıp yaşlanmanız dileğiyle...
KİTAP VE NEY
Bazen insanın herşeyden kaçası gelir dünyadan, insanlardan, düzenden, kendinden kısacası herşeyden ama bu mümkün olmuyor bunun içinde sığınacak bir liman ararken bulur kendisini. Bu bazen anne kucağı bazen sevgilinin elleri kendini nerde huzurlu hissederse o kapıda bulur kendini. Sizin huzur sığınağınız neresi bilmem ama benim sığınağım KİTAP VE NEY


12 Mart 2014 Çarşamba
HUZUR
TASAVVUF! Benim için islamiyetin en naif,en hoşgörülü hali, erkeklerinin birer beyefendi, kadınlarının ise tam bir hanımefendi olduğu aşamalı içsel yolculuktur. Literatüre göre ise; kalbi saf yapmak, kötü
huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir. Fakat ne benim tarifim ne de literatür bu durumu kelimelere sığdırabilir. Çok klişe de olsa tasavvuf için anlatılmaz yaşanır demekten kendimi alamacayacağım. Çünkü aslında günümüzde de bu sözü klişeleştirdiğimiz olayda ''AŞK''tır ve aşkın hası tasavvuftadadır.
huylardan temizlemek ve iyi huylarla doldurmak demektir. Fakat ne benim tarifim ne de literatür bu durumu kelimelere sığdırabilir. Çok klişe de olsa tasavvuf için anlatılmaz yaşanır demekten kendimi alamacayacağım. Çünkü aslında günümüzde de bu sözü klişeleştirdiğimiz olayda ''AŞK''tır ve aşkın hası tasavvuftadadır.
AŞK hepimizin okurken bile içini titirediği tarifi imkansız bir duygu ve okuyanların ilk aklına gelen haliyle karşı cinstir fakat tasavvufda durum biraz daha farklıdır. Aşık olmak için ne karşı cinse ihtiyaç vardır ne de illaki bir cismani varlığa tasavvufta insan aşık olmak için yanar tutuşur ve dilinden değil gözünden anlayana aşık olur. Bu aşk aşık ve maşuğu yaktıkça pişirdikçe birlikte yönelişleri tam anlamıyla en başından beri gitmek istedikleri zamandan ve mekandan münezzeh olan varlığa yani Allah'a olur. Cennet istemek, cehennemden korunmak ya da başka hiçbir beklenti içinde olmadan tüm ibadetlerini hal ve hareketlerini attıkları her adımı Allah'ın gönlünü aşığının gönlünü hoş etmek için yaparlar. Zira durum dünyayada öyle değil midir aslında çok sevdiğin ama gerçekten çok sevdiğin için bazen mutlu veya mutsuz olmayı yani kişisel çıkarlarını bırakıp yalnzıca O'nu mutlu etmek uğraşmaz mı insan? Ama eğer tasavvufla yaşayıp birde karşı cinsten birine aşıksan onun tadı bambaşka olur.
11 Mart 2014 Salı


.jpg)